A
FıKıH Cevaplandı

Türkiye’de Cuma Namazı

Anonim 4 ay önce 7 görüntülenme

Allah (Subhanehu ve Tealâ)’dan şeyhimizi esaretten kurtarmasını temenni ederim. Cuma namazının hükmünün ne olduğunu sormak istiyorum. Biz Türkiye’de yaşayan Müslümanlarız. Acaba bizim Cuma namazını kılmamız gerekiyor mu? Biz Cumanın farz olduğunu kabul ediyoruz. Hanefilerin Cuma namazının şartlarına dair görüşlerini kabul etmiyoruz. Fakat iki sebepten dolayı Cuma kılmaya gücümüz yetmiyor.

1. Türkiye’deki camilerde namaz kıldıran bütün imamlar Diyanet İşleri Başkanlığına bağlılar ve devamlı surette Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini övüyor ve onları destekliyorlar. İster genel seçimlerde ister mahalli belediye seçimlerinde olsun farketmeksizin kâfir laik devlete destek çıkıyorlar, Allah’ın dinini gizliyorlar. Hutbelerinde ise sadece çevre temizliğinden veya tağuti devlete vergi vermek gibi şeylerden bahsetmektedirler.

2. Yine bu imamlar, Anayasaya, Medeni Kanuna, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı kalacağına dair, bu ilkelere saygı içeren belgeler imzalıyorlar. Ayrıca hiçbir zorlama olmaksızın bunu yapıyorlar. Yine onlar ilk olarak göreve başlarlarken Allah’tan başkası adına yemin ediyorlar. Tevhid ve tağuttan asla bahsetmiyorlar. Bizler de bu sebeplerden dolayı onların arkasında asla namaz kılmıyoruz. Eğer biz iki-üç kere cemaatle Cuma namazı kılarsak devletin polis veya askeriyesi bizi takip etmeye başlıyor.[1] Bu sebeple Cuma namazı kılmaya muktedir olamıyoruz. O vakit sadece öğle namazını kılıyoruz. Bu konu hakkındaki görüşünüz nedir? Acaba biz yanlış mı yapıyoruz?

Sizden acil cevap bekliyorum. İnşaallah fetvanıza uyarak hareket edeceğiz. Allah sizlere mükafatınızı kat kat versin. Sizlerden gerçekten çok istifade ediyoruz.


[1] Hiç şüphesiz ki fetvanın şartlarından bir tanesi vakıayı iyi bilmektir. Sorunun cevabı soruda gösterilen vakıaya uygun verilmiştir. Ancak bu vakıa gerçekçi değildir. Zira bugün Türkiye’de nerede ve ne şekilde Cuma namazı kılınırsa kılınsın sistemin herhangi bir baskısı söz konusu değildir. –yayıncı-


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Değerli kardeşim! Görünen o ki sizin küçük cemaatler halinde evlerinizde Cuma namazı kılmanız gerekiyor. Çevrenizi fazla uyandırmadan, dikkat çekmeden ikişerli, üçerli guruplar halinde namazınızı kılmanız gerekir. Belirli bir sayı veya beldenin şart koşulmasının sağlıklı olmadığı yönündeki görüşü kabul etsek bile bu yolu tutmanız gerekiyor.

Ebu Musa el-Eşari’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “İki veya daha fazlası cemaattir” buyurmuştur. Hadisin isnadında zayıflık olmasına rağmen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bizzat uygulamaları hadisin manasının doğruluğuna şahitlik etmektedir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Malik bin Huveyris ve arkadaşına dedi ki:

“Namaz vakti girince biriniz ezan okusun, büyüğünüz imam olsun.”[1]

Ayrıca bu konu hakkında alimlerin icması vardır.

İbni Receb dedi ki: “Mükellef iki kişi ile cemaat oluşur. Bunun hilafına bir görüş bilmiyoruz. İmama uyan ikinci kişi kadın olsa bile…”[2]

İbni Kudame dedi ki: “Cemaat iki kişi ve daha fazlasıyla oluşur. Bu konuda başka bir görüş bilmiyoruz.”[3]

Kuran-ı Kerim’de “Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı.” (66 Tahrim/4) ayetinde iki kişi, ikiden fazla kişinin hükmünü almıştır.

Cuma namazının dışındaki namazlarda nasıl ki iki kişi ile cemaat oluşuyor ise bu durum, Cuma namazı için de aynen geçerlidir. Çünkü ortada Cuma namazı ile diğer namazlar arasında fark olduğuna delalet eden bir delil yok.

Şevkanî, Seylul Cerrar’da şöyle der: “Cuma namazı için belirli bir sayı şart koşmak için elimizde herhangi bir delil yoktur. Şer’i naslardan istidlalde bulunmayı bilen kimseler Cumanın kılınacağı yer ve Cuma namazı kılacak cemaatin sayısı hakkındaki istidlallerin batıl olduğunu ve onlara itibar edilmeyeceğini de bilirler. Eğer ilk Cuma esnasında Müslümanların sayıları cumanın sayı şartı için geçerli bir istidlal yolu olsa idi aynı şekilde diğer namazlar da Rasulullah ile beraber toplanan Müslümanların sayısının da bu namazlar için şart koşulması gerektirirdi.

Velhasıl cemaatle namaz, imam ile birlikte iki kişiyle sahih oluyorsa Cuma namazı da namazlardan bir namazdır ve o da iki kişi ile sahih olur. Kim onda cemaatle kılınması için fazladan bir şart koşuyorsa delilini getirmesi gerekir. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi şartlar ancak, özel delillerle sabit olur ve bu deliller, gerekli şartlar yerine getirilmediği zaman şart koşulan şeyin vacip olmamasına delalet eder.

Aslında bu gibi hakkında delil olmayan şartları ispat etmeye çalışmak Allah’a, Rasulüne ve şeriatına karşı cüretli bir tutumdur. Cuma namazı için sayı takdir etme hususunda on beşe yakın görüş olması insanı hayretler içerisinde bırakan bir durumdur. Maalesef bu görüşlere getirilen delillerin hiç biri de bu konuda delil niteliği taşımamaktadır. Ancak “Diğer namazlar ne kadar sayı ile sahih oluyor ise Cuma namazı da o sayı ile sahih olur” görüşü müstesna...”[4]

Şevkanî (rahimehullah) cami ve şehir şartının koşulmasının da batıl olduğu hakkında şunları söyledi:

“Onların "şehirde bir mescid" sözüne gelince ben derim ki; bu şart da diğerleri gibi batıldır. Zira bu şarta delalet edebilecek bir delil yoktur. Cuma namazının şehirde bir mescidde kılınması, Cuma namazının bırak şartı olmayı müstahabı bile değildir. Zira bunun müstehap olduğuna işaret eden hiçbir delil yoktur. Bu ibadet üzerinde çok oynamalar oldu ve şaşılacak bir hale geldi.

Bu konuda hakikat şudur; Cuma Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın farzlarından bir farzdır. İslamın alametlerinden bir alamettir. Namazlardan bir namazdır. Diğer namazlarda itibar edilmeyen şartlar Cuma namazı için de geçerli değildir. Diğer namazlarda olmayıp da sadece Cuma namazında olan özellik hutbedir. Hutbe ise hatırlatma ve öğütten ibarettir. Allah’ın kulları ondan öğüt alırlar. Bir yerde sadece iki kişi bulunuyorsa onlardan biri kalkar hutbe okur, diğeri de onu dinler. Sonra da kalkarlar ve birlikte Cuma namazını kılarlar.”[5]

Sonuç olarak; iki veya üç kişi arasında bir evde veya boş bir arazide kısa bir hutbeyle maksat hasıl olur. İnşallah kişi bununla şeri yükümlülüğünü ödemiş olur. Tabii ki bu, kusur ve ayıplardan uzak bir imamı bulmak için elinizden geleni yaptıktan sonrası için geçerlidir. Sorunuzda belirttiğiniz küfre sürükleyen durumlardan uzak bir imamın bulunmadığına tam kanaat getirmiş olmanız gerekir.

Allah (Subhanehu ve Tealâ)’dan sizleri dininde sabit kılmasını ve zorluktan sonra kolaylığa ulaştırmasını, korkularınızı emniyete ve güvene dönüştürmesini dilerim. Elhamdulillahi Rabbil Âlemîn.[6]


[1] İbni Hibban, 2130.

[2] Fethu’l Bari, 4/52.

[3] El-Muğni, 3/408.

[4] Seylul Cerrar, 1/182.

[5] Seylul Cerrar, 1/182.

[6] Cevap Veren: Ebu Münzir eş-Şankiti.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap