A
FıKıH Cevaplandı

Nikabı Terk Etmek

Anonim 4 ay önce 5 görüntülenme

Ben, Avrupa’nın batısında yaşıyorum ve nikabın farz olduğu görüşünü kabul ediyorum. Şeyhu-l İslam İbni Teymiyye (rahimehullah)’ın “Müslüman, kâfirler içerisinde yaşıyorsa dış görünüşünde onlara muhalefet etmek zorunda değildir” şeklinde bir sözünü okumuştum. Buna göre yaşadığımız bu ülkede Müslüman bir kadının peçeyi terk etmesi ve yüzünü açması caiz midir?

Bununla birlikte ben, zaruri ihtiyaçları için eşimin dışarıya tek başına çıkmasına izin vermiyorum. Sadece birlikte dışarıya çıkıyoruz. Ancak bu da oldukça zor oluyor ve epey vaktimi alıyor. Bu konudaki görüşünüz nedir? Allah (Subhanehu ve Tealâ) sizi mübarek kılsın.


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Nikabın farz olduğunu kabul ediyorsan dahi peçe takması için eşine (şer’an sana müsaade edilenin dışında) bir baskı uygulamamalısın. Zarurî ihtiyaçlarını karşılamak için onunla birlikte çıkmanın zor olduğundan ve vaktini aldığından söz ediyorsun. Bunlar, katı kurallar koymanı ya da farz olan bir şeyi terk etmeni gerektirecek özürler değildir. Çünkü ne kadar zor olursa olsun sen ailenden, çocuklarından ve onların ihtiyaçlarını karşılamaktan sorumlusun. Zira Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. İnsanlara hük­meden emîr bir çobandır, o sürüsünden sorumludur. Kişi aile fertlerine karşı ço­bandır, onlardan sorumludur. Kadın kocasının evine ve çocuklarına karşı çobandır, onlardan sorumludur. Köle, sahibinin malına karşı çobandır, ondan sorumludur. Dikkat edin! Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.”[1]

Allah (Subhanehu ve Tealâ) babamız Adem (Aleyhisselam)’ı şeytanın kendilerini saadet yurdundan meşakkat yurduna çıkarmaması için uyarmış ve “Ey Âdem! Bu (şeytan) hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın! Sonra yorulur, sıkıntı çekersin.” (20 Taha/117) buyurmuştur. Bu ayette özellikle “Sakın sizi cennetten çıkarmasın! Sonra yorulur, sıkıntı çekersin”  ifadesini iyi düşünmen gerekir. Adem (Aleyhisselam) da hanımı da cennetten çıkarılıp bu dünyaya gönderildi ancak sıkıntı çekme ve yorgunluk yalnızca erkeklere nispet edildi. Çünkü aileden sorumlu olan erkektir ve ne kadar zor olursa olsun ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Onların din ve dünya saadetlerini gözetmelidir. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da aşırıya gitmemelidir.

Şeyhu-l İslam İbni Teymiyye (rahimehullah)’ın bahsetmiş olduğun sözü ise şöyledir:

“Kâfirlere muhalefet, din yayılıp güçlendikten, onlarla cihad edip onlar cizyeye bağladıktan ve İslam'ın egemenliğini kabul ettikten sonra olur. Müslümanlar ilk yıllarda zayıf oldukları için kâfirlere muhalefet ilkesi ortaya konmamıştı. Ancak İslamiyet güç kazanıp egemenliği perçinlenince bu il­kenin ortaya konulduğunu görüyoruz. Bu durumun günümüzdeki benzeri şöyle olabilir. Eğer bir Müslüman darul harpte veya darul harp niteliği taşımayan kâfir bir ülkede yaşasa, yaşadığı bölgenin kâfirle­rine dış görünüş bakımından muhalefet etmekle yükümlü tutula­maz. Çünkü böyle bir tutum, söz konusu Müslümana zarar verebilir. Bilakis böyle bir Müslümanın bazı zamanlarda çevre­sindekilerin dış görünüşlerine uyum sağlaması müstehab hatta bazı durumlarda vacip bile olur. Çünkü böyle yapmakta insanları İslam’a davet edebilmek, onların içlerine girerek durumlarını öğrenip Müslümanlara bildirerek kâfirlerin Müslümanlara zarar vermelerini önlemek gibi çeşitli faydalar sağlanabilir.

Ancak Müslümanlar, darul İslam’da veya Allah’ın dininin hakim olduğu, kâfirlerin rezil olup vergi verdiği bir memlekette kâfirlere muhalefet etmekle sorumlu tutulmuşlardır…”[2]

Şeyhu-l İslam’ın sözünden, kâfirlere muhalefet etmek ve onlara benzememek gerektiği anlaşılmaktadır. Zaten bu, şeriatın sabit kaidelerindendir. Ancak Müslümanlar bazı durumlarda cihadın veya davetin maslahatı gereği Müslümanlara has olan elbiseleri çıkarıp kâfirlerin giydiği umumî kıyafetleri giyebilir. İşte İbn-i Teymiye’nin fetvası böylesi bir durum için geçerlidir. Bununla beraber böylesi elbiselerin sürekli olarak giyilmesi, Allah’ın hudutlarının çiğnenmesi kesinlikle caiz değildir. Örneğin; kâfirlerin dinlerinin alameti olan, batıl ve sapkın dinlerine delalet eden özel elbise veya takıları kullanmak caiz değildir. Üzerinde haç işareti olan kolyeler, elbiseler ya da yalnızca papaz ve piskoposların giydiği elbiseler gibi…

 Şeyhu-l İslam’ın sözünü, farz olduğuna inandığın kadının peçe takması hususuyla ilişkilendirmen doğru değildir. Çünkü bu konuda kapıyı açmak, darul harpte kâfirlere zahiren muhalif olmama adına Müslümanları kâfirlerden ayıran namaz gibi bazı farzların dahi terk edilmesini gerektirir ki bunun fasid bir görüş olduğu çok açıktır. Malumdur ki günümüzde Müslüman bir kadın, kâfirlere muhalefet etmeme, zahiren onlarla uyum içinde olma adına yola çıktığı zaman sadece yüzünü açması yeterli olmayacaktır. Onlara benzeme adına daha çok şeyler yapması gerekir. O memleketlerde yaşayanlar da bilir ki onlara benzemek için yüzü açmanın yanında avret yerlerini açmak, abdest ve guslü engelleyecek şekilde süslenmek, süs eşyaları kullanmak, her türlü hayâsızlığı işlemek de gerekir ki bunlar, Müslüman bir kadının asla yapmaması gereken işlerdir. Şeytan’ın adımlarına uymaktan sakınmamız gerekir.

Sonuç olarak Şeyhu-l İslam İbn-i Teymiye (rahimehullah)’ın sözünün senin sorunda sorduğun mesele ile bir ilgisi yoktur. O’nun sözleri bütünüyle “Zaruretler yasakları mübah kılar” kaidesi üzerinedir.

Bilmen gerekir ki düşmanın vereceği zarar gelip geçicidir. Telafisi mümkündür. Asıl düşünmen gereken Allah’ın hudutlarıdır. Çünkü bundan daha büyük bir zarar yoktur.

Sizin yaşadığınız bölgede kaç Müslüman kız peçeleri yüzünden okullarını, üniversitelerini terk ettiler. Bu görüşlerinden dolayı insanlar onların üzerine çullandılar. Bu hususta örnekler çoktur. Dinin emirleri hususunda sebat göstermek, gerektiğinde kurbanlar vermekten çekinmemek gerekir. Hiç şüphesiz taviz vermemek dini yüceltir, sahibini şereflendirir ve yüksek derecelere ulaşmasını sağlar. Şayet dinin emirleri hususunda sabretmez, zorluklara ve Allah düşmanlarının sataşmalarına katlanmaz isek Allah’ın dinine nasıl yardım edebiliriz ki?

Eğer bu durum sana zor geliyorsa başka bir seçeneğin daha var. Müslüman kadınlara zorluk çıkarmayan, peçelerine karışmayan ülkelere gidebilirsin. Dinini, aileni, iffet ve namusunu korumak için hiç bekleme, hemen koş! Çünkü senin yaşadığın beldenin halkı, Lut (Aleyhisselam)’ın helak olan kavmine benzemektedir ki onlar, Lût (Aleyhisselam) ve ehli için “Lût'u ve taraftarlarını memleketinizden çıkarın! Çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış!” (7 Araf/82) demişlerdi.

Ey Kardeşim! Allah (Subhanehu ve Tealâ)’dan yardım iste! Ruhu sıkan, daraltan ve kalpleri öldüren o memlekette bir an olsun bekleme!

Hiç şüphesiz “Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek birçok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur.” (4 Nisa/100)

Allah (Subhanehu ve Tealâ)’dan bu sıkıntıyı sizden, ehlinizden ve tüm Müslümanlardan gidermesini temenni ederim! Ayrıca bizi ve sizi kendi dininin velileri ve yardımcıları kılmasını dilerim. Salat ve selam nebimiz Muhammed’in ehlinin ve ashabının üzerine olsun.[3]


[1] Müslim.

[2] İktida-i Sırat’ıl Müstakîm, sy.176,177.

[3] Cevap Veren: Ebu Muhammed e-Makdisî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap