A
FıKıH Cevaplandı

Namazda Fatiha'yı Okumanın Hükmü

Anonim 4 ay önce 4 görüntülenme

Kıraatın sesli olduğu akşam namazı ve benzeri namazlarda imama uyan bir kimsenin fatiha okumasının hükmü nedir? İmam namazda âmin dedikten sonra imama uyan kimsenin Fatiha okuması gerekiyor mu? İmamın Fatiha'yı okuduktan sonra kendisine uyan cemaatin Fatiha’yı okuması için biraz beklemesinin ve susmasının hükmü nedir? Kusura bakmayın ben yabancıyım Arapçam çok iyi değil… Allah sizleri mükâfatlandırsın… 


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Dinini öğrenmen ve insanları Allah’ın dinine davet etmenden dolayı Allah senin bu konulardaki hırsını artırsın ve seni mübarek kılsın.

Şüphesiz her rekâtta Fatiha okumak; imamın, cemaatin ve yalnız başına namaz kılan kimsenin üzerine vaciptir. Çünkü bu konudaki görüşlerin içinde en doğru ve tercihe en şayan olan görüş budur. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

“Kim bir namaz kılar da içinde Kuran'ın anasını (yani Fatiha suresini) okumazsa o namaz eksiktir.” Resulullah bu sözünü üç kere tekrar etti.

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)'a "Ama biz imamın arkasında oluyoruz" denildi. O da şöyle cevap verdi:

“İçinden oku! Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle söylediğini işittim:

"Allah buyurdu ki: Ben, namazı kulumla kendi aramda iki kısma ayırdım. İstekte bulunduğu kısım kulumundur. Kul "el-hamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn" dediğinde Allah Azze ve Celle "Kulum bana hamdetti" buyurur. Kul: "er-Rahmanirrahim" dediği zaman Allah Azze ve Celle "Kulum beni sena etti (övdü)" bu­yurur. Kul: "Mâliki yevmu'd-din" dediği zaman ise Allah 'Kulum Beni temcid etti' (büyükledi, işini bana havale etti) buyurur. Kul: "İyyake na'budu ve iyyake nesta'in" dediğinde Allah: "Bu benimle kulum arasındadır ve istekte bulunduğu kısım kulumundur" buyurur. Kul: "îhdina's-Sırata'l-Mustakîm, Sıratallezine en'amte aleyhim, ğayri'l-mağdubi aleyhim vele'd-dâllîn" dediğinde "Burası kulumundur. Kuluma istediği verilmiştir” diye buyurur.[1]

Diğer bir rivayette ise Ebu Saib Hişam bin Zühre şöyle anlatıyor: Ebu Hureyre’ye dedim ki: "Bazen biz imamın arkasında oluyoruz. (Fatihayı nasıl okuyacağız)?"

Ebu Hureyre kolumu dürttü ve bana şöyle dedi: "Fatihayı içinden oku ya Farisi!” Daha sonra ise hadisin devamını rivayet etti.[2]

İmam Hattabi “Mealimu-s Sunne” isimli eserinde şöyle der:

"Hadiste beyan edilen “Kim bir namaz kılar da içinde Kuran'ın anasını (yani Fatiha suresini) okumazsa o namaz eksiktir…” ifadesi o namazın batıl ve fasidlik yönünden noksan olduğunu göstermektedir.

İmam Buhari'nin tahric etmiş olduğu hadiste Enes bin Malik (Radıyallahu Anh) şöyle der: Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün ashabına namaz kıldırdı. Namazını bitirince yüzünü ashabına çevirerek dedi ki: “Namazlarınızda imam okuduğu halde siz de (arkasında) okuyor musunuz?”

Herkes sukut etti. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sorusunu üç kere tekrar etti. Orada bulunanlardan birisi ya da bir kaçı “Evet Yâ Rasûlullah! Biz bunu yapıyoruz” dediler. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Bunu yapmayın. Sizden biriniz imamın arkasında, içinden olmak üzere sadece Fatiha'yı okusun.”[3]

Ubade bin Samit (Radıyallahu Anh) anlatıyor:  "Bir sabah namazında Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında idik. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kurân okurken kıraati ona ağırlık verdi. Namazını bitirince cemaate hitaben şöyle dedi:

"Zannedersem sizler imamınızın arkasında (Kur'ân) okuyorsunuz."

Biz de “Evet ya Rasûlullah! Hızlıca (size yetişebilmek için okuyoruz)” dedik. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “İmamınızın arkasında Fatiha'dan başka bir şey okumayın, zira Fatiha'yı okumayanın namazı yoktur" dedi.[4]

İmam Hattabi der ki: "Bu konuda hadisler çok açıktır. İmam ister cehri (sesli), ister gizli okusun, imamın arkasında olan herkesin fatihayı okuması vaciptir. Bu hadisin isnadı ceyyiddir ve kendisine ta’n edilmemiştir."[5]

İmam Buhari (rahimehullah) "Namazda Kıraat" babında şöyle der:

"Hasan, Said bin Cübeyr, Meymun bin Mehran, tabiin ve ehli ilimden sayamayacağım birçok kimse, imam sesli de okusa arkasında bulunan cemaatin Fatiha'yı okuyacağını söylemişlerdir."

Aynı şekilde İmam Buhari bir başka yerde Ömer (Radıyallahu anh)’ın şu sözünü rivayet etmiştir:

Ömer (Radıyallahu Anh) Ubade b. Samit’e “İmamın arkasında Fatiha'yı oku” der. Ubade b. Samit:

- İmam'ın arkasında iken "Fatihat'uI-Kıtab'ı" okuyabilir miyim?

- Evet, okursun.

- Sen okuduğun halde de mi Yâ Emir'el-Mu'minin?

- Evet ben okusam da!

Ayrıca Huzeyfe İbnu-l Yeman, Ubey bin Ka’b ve Ubade, Ali bin Ebi Talip, Abdullah bin Amr, Ebi Said El Hudri ve birçok sahabi de aynı bu görüştedirler.

Azim Abadi "İmam gizli de okusa açık da okusa, namazda Fatiha okunur. Zaten hak olan da budur. İmam Şafii, İshak, Leys bin Sa’d, Evzai, Ebu Sevr ve ayrıca Urve bin Zübeyr, Said bin Cübeyr, Hasan el-Basri ve Makhul’ünde görüşleri bu yöndedir” demiştir[6]

"Fatiha okumak sadece imama ve kendi başına namaz kılan kimselere vaciptir. İmama uyan kimseye ise vacip değildir" diyenlerin delilleri şunlardır:

1- "Kur'an okunduğu zaman onu dikkatle ve sessizce dinleyiniz ki size rahmet edilsin." (7 Araf/204)

Fakat bu ayeti kerime umumdur. (Yani geneldir.) Konu hakkında gelen Ubade İbni Samit hadisi ise has (özel)dir. Dolayısıyla usul fıkıh kaidesine göre has (özel) olan bir nas genel olana takdim edilir (önüne geçirilir).

2-Ebu Musa el-Eşari'nin merfu olarak rivayet ettiği şu hadiste onların delilleridir.

"Kur'an okunduğu zaman susun ve dinleyin…”[7]

Aynı şekilde bu hadis hakkında diyeceğimiz yukarıdaki ayet hakkında dediğimizin aynısıdır.

Hafız İbni Hacer (rahimehullah) şöyle demiştir: "Bu hadis tek başına delil alınamaz. Ancak bu hadis ve Fatiha'nın okunmasını gerekli kılan diğer hadisler bir araya getirebilir ve bu şekilde iki delille de amel edilebilir. Bir kişi Fatiha'nın dışındaki ayetler okunurken susar ve dinler. Böylelikle bir kişi iki delil ile de amel etmiş olur."[8]

3- Onların getirdiği bir diğer delil şu hadisi şeriftir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

 “Kimin imamı varsa imamın okuyuşu o kimse için de okuyuştur."

Hadisi İbn-i Mace rivayet etmiştir. Ancak hadis zayıftır. Zevaid adlı eserde şöyle geçer:

"Bu hadisin isnadında Cabir El Cafi vardır ve kendisi yalancıdır. Ayrıca bu hadis kütübi sitte imamlarının rivayet etmiş olduğu Ubade bin Samit’ten nakledilen hadise muhaliftir."

İbn-i Hacer Takrib'de "Cabir el-Cafi zayıf bir ravidir. Ayrıca kendisi Rafizîdir" der.

Diğer taraftan bu hadisi İmam Taberani de rivayet etmiştir. Fakat Mecmau’z Zevaid'de şöyle geçer:

"İmam Taberani bu hadisi Evsat'ta rivayet etmiştir. Fakat isnadında Ebu Harun el-Abdi vardır ve bu kişi metruktur."

Hafız İbni Kesir (rahimehullah) bu konu hakkında şöyle der:

"Bu hadis birkaç yoldan gelmiştir. Fakat bu hadislerin hiçbirisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sahih bir yolla rivayet edilmemişlerdir."[9]

İbni Hacer şöyle demiştir: "Hadis hafızlarına göre bu hadis zayıftır. Darukutni ve başkaları bu hadisin bütün rivayet yollarını bir araya getirmiştir. Hadisin illetli olduğunu söylemiştir."[10]

4- Malikiler Medine ehlinin amelini delil alarak “Namazda imam sesli olarak Fatiha okuduğu zaman imama uyan kimsenin Fatiha'yı okuması gerekmez” demişlerdir. Maliki müfessir Kadı Ebu Bekir İbnu-l Arabi şöyle der:

"İmam sesli okuduğu zaman cemaatin Fatiha'yı okumasına gerek yoktur."

İbnu-l Arabi bu görüşün delillerinin 3 tane olduğunu söylemiş bunlardan bir tanesinin de Medine ehlinin ameli olduğunu belirtmiştir. Çünkü Medine Ehli Fatiha okumuyordu. Buna karşılık biz şunu deriz:

Medine Ehli'nin ameli tek başına delil olmaz. Çünkü usul alimlerine göre Medine Ehli'nin ameli tek başına delil değildir.

Kıraatin sesli okunduğu namazlarda imamın Fatiha'yı okuduktan sonra bir müddet susması meselesine gelince; bu konuda Semura bin Cundeb "Ben Rasulullah'ın (namazda) iki yerde sustuğunu biliyorum" demiştir. Rasulullah'ın birinci sukutu iftitah tekbirinden sonradır. Buhari ve Müslim'in tahric ettiği bir hadiste Ebu Hureyre şöyle demiştir:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekbir ile kıraat arasında (tekbir getirdikten sonra kıraate başlamadan önce) susardı."[11]

İkinci susma yerinin neresi olduğu hususunda ise ilim ehli ihtilaf etmiştir. Alimlerden bazıları "İkinci susma yeri Fatiha'yı okuduktan sonradır" demişlerdir. Bazı alimler ise ikinci susma yerinin kıraati bütünüyle bitirdikten sonra rukuya varmadan önce olduğunu söylemişlerdir. Bu konuda İbn-i Kayyim şöyle der:

"Rasulullah'ın ikinci susmasının nerede olduğu hakkında ihtilaf olmuştur; bu susmanın Fatiha'dan sonra olduğu rivayet edilmiştir ve ayrıca kıraatten sonra ve rükûdan önce olduğu da söylenmiştir."[12]

Son olarak deriz ki; Bizler Zahiri mezhebinin aksine Fatiha okumanın vacip oluşunda sadece rukuya yetişen kimseyi istisna tutuyoruz. Zahiriler rukuya yetişen kimsenin o rekati tamamen kaçırdığını söylemektedirler. Bizler ise rukuya yetişen kimsenin o rekate yetiştiğini söylüyoruz. İbn-i Hazm şöyle der: "Bir kişi imam rukuya gittikten sonra namaza yetişirse imamla birlikte ruku etsin fakat bu kişi kıraat ve kıyama yetişemediği için bu bir rekat sayılmaz."[13]

Fatiha okumadan bir rekati geçerli görmemizin ve Fatiha'nın vucubunda bu durumu istisna etmemizin delili ise Ebu Bekre'nin rivayet etmiş olduğu şu hadistir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı ile birlikte namaz kılıyordu. Ebu Berke onlara yetişir ve hemen suratli bir şekilde safa girmeden rukuya varır ve safa dahil olur. Rasulullah namazını bitirince namaza sonradan giren kimsenin kim olduğunu sorar. Ebu Bekre "Namaza sonradan katılan benim ya Rasulullah!" der. Rasulullah "Allah senin (ibadetlerin konusundaki) hırsını artırsın ama bir daha böyle yapma" buyurmuştur.[14]

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) diğer rivayetlerde namazını güzel bir şekilde kılmayan kimseye namazını iade etmesini söylerken Fatiha okunan kıyama yetişemediği halde Ebu Bekre'ye namazını iade etmesini söylememiştir. Zira Fatiha'nın okunduğu kıyama yetişemeyen kişiye Fatiha'yı okuması vacip değildir. Zira kişi Fatiha'nın okunduğu kıyama yetişememiştir. Bu aynı abdest alırken kolu kesik olan kimsenin kolunun yerine pazusunu yıkamasının gerekliği olmadığı gibidir. Çünkü bu kişinin yıkaması gereken kolu yoktur. Allah en doğrusunu bilendir.[15]


[1] Müslim.

[2] Ebu Davud, Ahmed.

[3] Buhari

[4] İmam Ahmed, Ebu Davut ve diğerleri tahric etmiştir.

[5] Avnul Mabud 3/30.

[6] Avnul Mabud 3/30

[7] Müslim.

[8] Fethu-l Bari 2/314.

[9] Tefsir El Kuran El Azim 1/22.

[10] Fethu-l Bari 2/314.

[11] Müttefekun Aleyhi.

[12] Zadu-l Mead.

[13] Muhalla, 3/145.

[14] Buhari.

[15] Cevap Veren: Ebu Hümam Bekir bin Abdulaziz el-Eserî


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap