Popüler Aramalar:
Fetva kurulundaki kardeşlerim! Öncelikle mücahid âlim Ebu Muhammed el-Makdisi için dua etmek istiyorum. Allah (Subhanehu ve Tealâ) onun ayaklarını sabit kılsın ve başımızdan eksik etmesin! En yakın zamanda da onu esaretten kurtarsın. Sorum şudur:
Cünüb olan kimsenin Kur’an-ı Kerim okumasının hükmü nedir? Abdestsiz Kur’an okumanın hükmü nedir? Eğer abdestsiz okumak haram ise mushafa dokunmadan okumanın veya göz gezdirmenin hükmü nedir? Bu konuda tafsilatlı bir açıklama istiyorum. Allah (Subhanehu ve Tealâ) çalışmalarınızı bereketlendirsin…
4 ay önce cevaplandı
Soruna dua ile başladığın için Allah (Subhanehu ve Tealâ) seni de mükâfatlandırsın.
Değerli Kardeşim! İlim ehlinin bu husustaki sözlerinden sahih olanı; cünüp olan kimsenin Kuran-ı Kerim okumasının caiz olmasıdır. Aişe (Radıyallahu Anha)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her halinde Allah’ı zikrederdi.”[1]
Buradaki “her halinde” kelimesi umumiyet ifade eder. İmam Nevevî (rahimehullah) “Cünüplük ve Diğer Hallerde Allah’ı Zikretmek” başlıklı bir konu açmıştır. Kuran-ı Kerim’i okumanın zikrin en önemlisi ve en yücesi olduğunda hiç şüphe yoktur.
Ömer b. Hattab (Radıyallahu Anh) kaza-i hacetini gördü ve Kur’an okumaya başladı. Ebu Meryem kendisine “Keşke abdest alsaydınız ya Emirul Mü’minîn!” dedi. Bunun üzerine Ömer b. Hattab (Radıyallahu Anh) “Sana bu fetvayı Museyleme mi verdi!”[2] diyerek kızdı.
İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) cünübün Kur’an-ı Kerim okumasında herhangi bir sakınca görmedi. Buhari bunu taliken rivayet etmiştir.
Hammad b. Süleyman dedi ki: “Said b. Cubeyr’e cünübün Kur’an okuyup okuyamayacağını sordum. Okumasında her hangi bir sakınca görmedi ve "Zaten Kur’an onun kalbinde değil mi?" dedi.
Değerli kardeşim! Biz bundan daha ileri gidiyor ve cünübün mushafa dokunmasının bile caiz olduğunu söylüyoruz.
İbni Hazm (rahimehullah) dedi ki: “Kur’an okumak, secdelerini yapmak, mushafa dokunmak ve Allah (Subhanehu ve Tealâ)’yı zikretmek, abdestli, abdestsiz, cünüb ve hayızlı herkes için caizdir. Kur’an okumak, secdelerini yapmak, mushafa dokunmak ve Allah (Subhanehu ve Tealâ)’yı zikretmek iyi ve güzel amellerdendir, yapanlar sevap kazanır. Asıl, bu amelleri bazı durumlarda yasaklayan kimselerin iddialarını delillendirmesi gerekir.”[3]
Cünüb veya abdestsiz iken Kur’an okumayı yasaklayanlar “Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.” (56 Vakıa/79) ayetini delil getirmektedirler. Ancak bu görüş doğru bir görüş değildir. Zira ayetteki “ona” zamiri ile Levh-i Mahfuz’daki kitabın kastedildiği aşikârdır.
“Ona ancak temiz olanlar dokunabilir. (56 Vakıa/79) ayeti hakkında İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma)’nın “(Dokunulan) Semada bulunan bir kitaptır. Dokunanlar ise meleklerdir” dediği rivayet edilmiştir. Enes, Mücahid, İkrime, Said b. Cubeyr, Dahhak, Ebu Şa’şâ, Cabir b. Zeyd, Ebu Nuheyk, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ve daha birçok âlim bu görüşü benimsemişlerdir.”[4]
Şeyh el-Velid Muhammed İbrahim şöyle demiştir: “Vakıa suresinde üç ayet vardır ki insanlar onları okuyor ve asıl manasının dışında manalar yüklüyor, Arap dili kurallarına asla uymayan teviller yapıyorlar. Bu ayetlerden bir tanesi şudur:
“Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.” (56 Vakıa/77–79)
Maalesef bu batıl tevil üzerine şer’i hükümler bina ediyor ve abdestsiz olan kimselerin mushafa dokunmasının caiz olmadığını söylüyorlar. Daha sonra da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “Kuran’a temiz olandan başkası dokunamaz” sözüyle verdikleri bu hükmü teyid ediyorlar.
İnşaallah bu ayetleri içerisinde bulunan zamir ve işaret isimlerini doğru analiz ederek açıklamaya gayret edeceğiz. İlk olarak İmam Malik (rahimehullah)’ın bu hususta söylediği sözleri naklediyoruz. Yahya b. Yahya el-Leysi’den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi:
“Ona ancak temiz olanlar dokunabilir. (56 Vakıa/79) ayeti hakkında duyduğum en güzel yorum, bu ayetin “Hayır! Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Dileyen ondan (Kur'an'dan) öğüt alır. O, değerli sahifelerdir. Tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde… Değerli ve güvenilir kâtiplerin ellerindedir.” (80 Abese/11–15) ayeti ile tefsir edilmesidir. Ayetteki “Korunmuş bir kitap” ifadesiyle kast edilen Levh-i Mahfuz’dur. Ayetteki car ve mecrur, iki ayet arasında gelmiş ve daha sonraki ayetteki zamir de kendisine en yakın isim olan “kitap” ismine dönmüştür. Zira bu ayetteki zamirin Kuran’a döndürülmesi büyük hatadır. Zira Arap lugatında bilinen ve makbul olan kaideye göre “Zamir kendisinden önce zikredilen en yakın isme döner.” Burada da en yakın isim kitaptır. Dolayısıyla bazı kimselerin bu ayeti, temiz olmayanların Kuran’a dokunamayacağına dair delil getirmeleri başta Arap dilbilgisi kurallarına aykırıdır. Ayrıca devamında gelen “Ona ancak temiz olanlar dokunabilir” ayetindeki “temiz olanlar” ifadesiyle kastedilen İbni Kesir’in de zikrettiği gibi meleklerdir. Ayrıca ayette “temiz olanlar” ifadesi ismi fail olarak kullanıldığı için temizliğin, Kitab’a dokunanların kevni bir sıfatı olduğu yani sonradan kazanılmış bir sıfatı olmadığı da anlaşılmaktadır. Eğer ayette bahsedilen temizlik sıfatı insanlarda olduğu gibi kesbî bir sıfat olsaydı ayet “Ona ancak temizlenenler dokunabilir” şeklinde gelirdi. Oysa (şâz bile olsa) ayetin bu şekilde bir kıraati yoktur. Dolayısıyla biz mushafa temizlenenlerin de temiz olmayanların da dokunabileceğini anlıyoruz.
Durum böyle olunca yakînen anladık ki Allah (Subhanehu ve Tealâ) ayette mushafı değil, başka bir kitabı kastetti. O da korunmuş olan kitap yani Levh-i Mahfuz’dur. Ayrıca “Ona ancak temiz olanlar dokunabilir” ayeti emir değil, sadece haberdir. Bir haberi zahirinden çıkarıp da emir manası verebilmek için geçerli bir karine gerekir. Oysa burada öyle bir durum yoktur.
İbni Hazm (rahimehullah) der ki: “Eğer Allah (Subhanehu ve Tealâ) Kuran’ı mü’minlerden başkasının veya abdestsiz bir mü’minin dokunmasına karşı koruyacağını bildirseydi hiç şüphesiz onu böyle bir şeyden korurdu. Tıpkı “Kuran'ı kesinlikle biz indirdik. Elbette onu yine biz koruyacağız.” (15 Hicr/9) buyurup da her türlü eksiklik ve değiştirmeye karşı koruduğu gibi mü’min olmayanın ya da abdestsiz mü’minin el sürmesine karşı onu korurdu. Öyleyse burada kastedilen dünyada olan değil, semada olan bir kitaptır. Dünya semasındaki Beytul İzze’ye indirilişinden önce Levh-i Mahfuz’da korunan kitaptır.”[5]
Abdestsiz mushafa dokunmayı yasaklayanlar, birkaç merfu ve mevkuf hadis ile delil getirdiler. Ancak onların getirdikleri deliller hakkında şeyhimiz Allame Ömer Hadduşî (Allah onu esaretten kurtarsın) şöyle demiştir:
“Onların getirdiği hadis ve eserlerin tümü zayıftır. Çünkü isnad zincirinde zayıf, yalancı ve hadis uyduran kimseler vardır. O hadislerin hadisçiler katında bir damla su kadar değeri yoktur.”[6]
Değerli Kardeşim! Daha detaylı bilgi edinmek istiyorsan Allame Ömer Hadduşî’nin “İ’lamul Haid” adlı eserini okumanı tavsiye ederim. Allah en doğrusunu bilendir.[7]
[1] Müslim, (852).
[2] İbnu Ebi Şeybe, Musannef, 1110.
[3] Muhalla 116
[4] Tefsirul Kuranil Azim, İbni Kesir,4/298.
[5] Muhalla, 1/77.
[6] İ’lamul Haid, sy.42.
[7] Cevap Veren: Ebu Hümam Bekir bin Abdulaziz el-Eseri.
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
Giriş Yap18 görüntülenme
15 görüntülenme
14 görüntülenme
12 görüntülenme
11 görüntülenme