A
AKAID Cevaplandı

Tağutların Hükmü

Anonim 4 ay önce 9 görüntülenme

Bütün tağutlar kâfir midir?


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Bu soruya cevap verebilmemiz için şu hususların bilinmesi gerekir.

1- Tağut kelimesi tuğyan mastarından türemiştir. Sözlük anlamının delaleti itibarıyla isyanda haddi aşmak demektir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) Musa (Aleyhisselam)’a şöyle buyurmuştur:

“Firavuna git! Çünkü o azdı.” (79 Naziat/17)

Yani “Firavun diretti, inat etti, Allah’a karşı büyüklendi ve isyan etti” demektir.

Bir başka ayette Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:

“Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.” (53 Necm/17)

Yani Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah’ın kendisine emrettiği hükümlerin dışına çıkmadı.

Sözlük anlamı itibarıyla tağut kelimesinin sadece kâfirlere has olmadığını gösteren delillerinden bir tanesi şu ayettir.

“Gerçek şu ki, insan haddi aşar. Kendini kendine yeterli gördüğü için.” (96 Alak/6-7)

İnsanoğlu mal-mülk, şöhret ve saltanat sahibi olduğu düşüncesi ile kendisini müstağni görerek azar. İnsanın bu şekilde tuğyanı (azması) onu küfre götüren bir dereceye ulaşabildiği gibi, bu dereceye ulaşmayan bir tuğyan da mümkündür.

2- Çoğulu “tavagiyt” şeklinde gelen tağut kelimesi sözlük anlamı itibarıyla sapkınlıkta önderlik yapan her bir kimsedir. Sapkınlıkta öncülük yapmak bazen kişiyi küfre düşürebileceği gibi bid’atçilerin önderlerinde olduğu gibi bazen de kişiyi küfre düşürmeyebilir.

 Bu iki madde de verdiğimiz bilgiler sözlük anlamı itibarıyladır.

3- İmam Muhammed bin Abdulvehhab (rahimehullah) tağutların en büyüklerinin 5 kısım olduğunu söylemiştir: Bunlar; İblis, Allah’tan başka kendisine ibadet edilen ve bu ibadetten de razı olan kimse, kendi nefsine ibadet etmeye davet eden kimse, gayb ilmine dair bilgisi olduğunu iddia eden kimse ve Allah’ın indirdiği hükümlerin dışındaki kanunlarla hükmeden hâkimdir.

Şeyh Muhammed bin Abdulvehhab’ın saydığı bu 5 çeşit tağut her dönemde tağutların başıdırlar. Ve bunların hepsinin ortak vasfı kâfir olmalarıdır.

4- Günümüzde beşeri kanunları ihdas eden tağutlar, tağutların en büyüğüdürler. Tevhid akidesine sahip bir Müslümanın bu tağutların Kur’an ve sünnetin naslarıyla kâfir oldukları hususunda şüpheye düşmesi kesinlikle caiz değildir. Bunların kâfir olduğu günümüzde sahih menhece sahip bir çok âlimin de beyanlarıyla sabittir. Ben günümüzde bu âlimlerin sözlerini “Maza Taksidune bi-l Menheci-t Tekfirî” isimli eserimde topladım.

5- Rabbani naslar açıkça ortaya koymaktadır ki bütün mükelleflerin tağutu reddetmeleri sağlam bir kulpa bağlanabilmeleri için şarttır. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:

“Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.” (2 Bakara/256)

“Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'u reddetmeleri kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Hâlbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.” (4 Nisa/60)

Görüleceği üzere bu ayetlerde Allah (Subhanehu ve Tealâ) tağutları reddetmemiz gerektiğini bildirmiştir. Tağutları ameli olarak reddetmek; Allah’ın dostu İbrahim (Aleyhisselam)’ın yoluna uymakla mümkündür. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:

“İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir." (60 Mümtehine/4)

Bu aynı zamanda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in tuttuğu yolun ta kendisidir.

“Ey Muhammed! De ki: "Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak dağilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır." (109 Kâfirun/1-6)

Sevgili kardeşim! Sana –Allah onu esaretten kurtarsın- Şeyh Ebu Muhammed el-Makdisî’nin “Milleti İbrahim” isimli kitabını okumanı tavsiye ederim.[1]


[1] Cevap Veren: Ebu Süfyan el-Cezairi.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap