A
AKAID Cevaplandı

Şeriatin Değiştirilmesi Konusunda Sorulan Soruya Dair

Anonim 4 ay önce 3 görüntülenme

Benim sorum Şeyh Ebu Velid el-Makdisî’yedir. Kendisi Gazze’den bazı Mürcie’lerin şeriatin değiştirilmesine dair getirdikleri şüpheye cevap vermiştir. Kendisine sorulan sorudan anlaşıldığı üzere bu kimseler “Kim Allah’ın tertemiz şeriatini beşeri kanunlarla değiştirirse yeni çıkardığı bu kanunu Allah’ın dinine nispet etmediği sürece kâfir olmaz” demektedirler. Bu sözlerine ise Ebu Bekir İbn-i Arabi’nin şu sözünü delil getirmektedirler.

“Eğer hâkim kendi yanından bir şeyle hükmeder ve hükmettiği şeyin Allah katından olduğunu iddia ederse bu kişinin kâfir olmasını gerektiren bir küfürdür. Eğer (böyle bir iddiada bulunmaksızın) sadece heva ve nefsinden hükmederse bu Allah’ın mağfiret edeceği günah türündendir. Zira Ehli Sünnet’e göre günahkâr kimse için Allah’ın affı her zaman mevcuttur.”

Şeyh Ebu Velid el-Makdisi ise bu şüpheye “Onlar Eşaridir” diyerek cevap vermiştir. İşin aslı ben burada bir hata olduğunu düşünüyorum.[1] Şöyle ki; İbn-i Arabi’nin söylediği sözün günümüz Mürcie’lerinin iddiaları ile hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü İbn-i Arabi’nin ifadesinde geçen “Eğer hâkim kendi yanından bir şeyle hükmederse…” ifadesi bu hâkimin yeni bir kanun ihdas ettiği ihtimalini yok eder. Özellikle bildiğimiz üzere geçmiş asırlarda yaşayan hâkimlerden bugün olduğu gibi insanların hevalarının döküntülerini kanunlaştırmak şeklinde bir durum asla vaki olmamıştır. O halde İbn-i Arabi’nin sözünün en yakın anlamı hâkimin kanunlaştırmaksızın, uyulan bir şeriat kılmaksızın Allah’ın indirdiği hükmün dışında bir hükümle hükmetmesi şeklinde olmalıdır. Örneğin bir akrabası zina ettiği zaman ona Allah’ın hükmünü değil de kendince başka bir hükmü uygular. Ancak uyguladığı bu hükmü kanunlaştırmaz. Her zaman uyulan bir şeriat haline getirmez. İşte bu durumda o hâkim fasık olur. Âlimlerin zikrettiği “Küfrün dışında bir küfür” hükmü böylesi bir hâkime verilir. Ancak hangi hâkim bu uyguladığı hükmü kanunlaştırırsa, insanların uymaları gereken bir şeriat haline getirirse ve her zaman bunu tatbik ederse o hâkim elbette kâfir olur. Kanun çıkarma ve çıkarılan bu kanunu uyulan bir şeriat kılma konusunun, dinden çıkarmayan bir masiyet olduğunu söyleyen hiçbir âlim yoktur. Allah çalışmalarınızı bereketli kılsın.


[1] Soruyu soran kişi bir önceki soruya işaret etmekte ve o soruda Şeyh’in verdiği cevabı hatalı görmektedir. –yayıncı-


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Sevgili kardeşim! Allah seni mübarek kılsın. Yukarıdaki sözlerine açıklama olarak derim ki:

Tebdil’in manası sadece değiştirmektir. Yani bir şeyin kendi bulunduğu durumunun aksine değiştirilmesidir. Kelimenin manası bu olduğu için biz İbn-i Arabi’nin sözünü kabul etmiyoruz. Zira o değiştirme kavramına içerisinde olmayan bir şart daha eklemiştir. Ya da onun bu konudaki sözü doğru olsa bile değiştirme kavramına dair o tek bir hali zikretmiştir. Onun zikrettiği hal ise Allah’ın şeriatini değiştiren bir kimsenin yeni koyduğu hükmü Allah’ın dinine nispet etmesidir. Biz konu hakkında sorulan soruya verdiğimiz cevapta çeşitli örneklerle sahibini kâfir yapan değiştirmenin sadece bu şekilde olmadığını bilakis Allah’ın şeriatini değiştiren kimsenin bu konuda “Bu Allah katındandır” şeklinde bir iddiası olmasa bile kâfir olacağını açıkladık. Aynı şekilde böyle bir şartı “değiştirme” kavramının içerisine dâhil etmenin gereksiz olduğunu ispat ettik. Şayet bir kimse Allah’ın şeriatini değiştirirse kâfir olur. Buna ek olarak kendi koyduğu hükmü Allah’a nispet ederse bu, var olan küfrüne bir ziyadedir. Zira o Allah’ın şeriatini değiştirme küfrüne bir de Allah’a iftira etme ve Allah adına yalan söyleme küfrünü eklemiştir.

İbn-i Arabi’nin sözüne gelince; O, ya Allah’ın şeriatini değiştirmenin ancak bunu Allah’a nispet etmekle olacağını iddia ediyordur –ki sözünün zahiri bunu gösteriyor- ya da Allah’ın şeriatini değiştirmenin sadece tek bir durumunu zikretmiş ancak diğer durumlarını zikretmemiştir.

Ancak İbn-i Arabi’nin sözü iyice incelenir ve onun söyledikleri konunun başından itibaren ele alınırsa görülür ki bu sözler soruda bahsi geçen Mürcielerin anlayışını ortaya koymaktadır. İbn-i Arabi Maide Suresi’nin 44. ayetinin tefsirinde şöyle diyor:

“Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.”

Müfessirler bu ayet hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazıları ayette bahsedilen kâfir, zalim ve fasıklar ile kastedilenin Yahudiler olduğunu söylemişlerdir. Bazıları kâfirlerle kastedilenin Mekke müşrikleri, zalimlerle kastedilenin Yahudiler, fasıklarla kastedilenin ise Hristiyanlar olduğunu söylemişlerdir. Nitekim benim de görüşüm böyledir. Zira ayetin zahiri bunu göstermektedir. Bu İbn-i Abbas, Cabir bin Zeyd, İbn-i Ebi Zaide, İbn-i Şibrime’nin görüşüdür.

Tavus “Bu kişiyi İslam dininden çıkaran bir küfür değildir. Bilakis küfrün altında bir küfürdür” demiştir. Eğer hâkim kendi yanından bir şeyle hükmeder ve hükmettiği şeyin Allah katından olduğunu iddia ederse bu kişinin kâfir olmasını gerektiren bir küfürdür. Eğer (böyle bir iddiada bulunmaksızın) sadece heva ve nefsinden hükmederse bu Allah’ın mağfiret edeceği günah türündendir. Zira Ehli Sünnet’e göre günahkâr kimse için Allah’ın affı her zaman mevcuttur.”

Görüleceği üzere İbn-i Arabi Allah’ın şeriatini değiştirmenin küfür olduğu diğer durumları zikretmemiştir. Ve şeriati değiştirmenin diğer şekillerinin küfrün altında bir küfür ve kişiyi dinden çıkarmayan bir küfür olduğu görüşünü kabul etmiştir. İbn-i Arabi’nin ihmal ettiği şeriati değiştirmenin diğer şekilleri şunlardır:

Hâkimin başka bir kanunla hükmederek yaptığı bu işi helal görmesi…

Hâkimin Allah’ın indirdiği hükümleri inkâr ederek başka kanunlarla hükmetmesi…

Hâkimin inat ya da kibrinden dolayı Allah’ın indirdiği hükümlerden başkası ile hükmetmesi…

Hâkimin Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmedip hükmetmeme noktasında kendisini serbest görerek başka kanunlarla hükmetmesi…

Görüleceği üzere İbn-i Arabi Maide Suresi’nin 44. ayeti üzerine yorum yapmaktadır. Ancak ayetin şeriati değiştirmek ile direkt bir ilgisi yoktur. Özellikle İbn-i Arabi “Eğer hükmettiği şeyin Allah katından olduğunu iddia ederse kâfir olur” dedikten sonra buna karşılık “Sadece heva ve nefsinden hükmederse bu Allah’ın mağfiret edeceği günah türündendir” demesi O’nun şeriati değiştirmenin sadece bir durumuna değindiğini, diğer durumları ise zikretmediğini tekid etmektedir.

Sonuç olarak derim ki; İbn-i Arabi’ye göre belki şeriati değiştirmenin birçok durumu olabilir. O şeriati değiştirmenin birçok durumu varken sadece onu Allah’a nispet etmekle sınırlı kaldığını kastetmemiş de olabilir. Ancak onun sözlerinden anlaşılan, soruda bahsi geçen Mürcielerin anlayışı ile aynıdır.[1]


[1] Cevap Veren: Ebu Velid el-Makdisî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap