A
AKAID Cevaplandı

Namaz Kılmayan ve Oruç Tutmayan Kimse

Anonim 4 ay önce 5 görüntülenme

Namaz kılmayan ve oruç tutmayan kimse ölürse kâfir olarak öldüğüne mi hükmedilir?


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Değerli kardeşim! Bilesin ki bütün hükümlerin kaynağı, Kitap ve sünnettir. Küfür hükmü de çok tehlikeli bir hükümdür. Bu sebeplerden dolayı Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in tekfir ettiği kimselerden başkası hakkında küfür hükmü verilemez. Eğer hüküm sabit olur ve engeller ortadan kalkar ise ve hükmün sabit olmaması için hiç bir çıkış yolu bulamaz isek Allah’a olan kulluğumuzun devam edebilmesi ve onun hükümleriyle hükmetmek için o kimseyi tekfir ederiz. İşte bu, şeyhimiz Ebu Muhammed el-Makdisi’nin tavrıdır. O sürekli olarak özürleri ve kişiye küfürle hüküm vermenin engellerini araştırıyor. Şefkat ve merhametiyle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haline benzemek, ona uymak, onun yolunda gitmek için… Tıpkı Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın “Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.” (18 Kehf/6) ayetinde olduğu gibi. Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın hükmünü uygulamak gerekiyorsa o hüküm uygulanır ve hiç tereddüt edilmez. Allah’ın hükmü konusunda kınanmaya aldırış edilmez. Kınayanın kınamasına bakılmaz.

İnsanlar için vacip olan şeylerin en yücesi imandır ve mü’minleri sevmek ve onlarla dost olmaktır. İyilik ve takvada onlarla yarışmak, hak ve sabırda tavsiyelerde bulunmaktır. Küfürden kaçınmak, küfre düşmeyi kötü görmektir. Tıpkı ateşe atılmayı kötü görmek gibi… Küfür ehline buğzetmek, kızmak, onların küfürlerinden uzaklaşmak ve onlara karşı düşmanlığı bildirmektir.

Namazı terk edenin hükmüne gelince… Alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Bazıları namazı terk etmenin kişiyi İslam dininden çıkarmayan bir küfür olduğunu (Küfrün Dune Küfr) söylemişlerdir. Bu görüşe göre namazı terk eden kimse tevbeye çağrılır, tevbe edip pişman olmaz ise hadden öldürülür. Tıpkı zina eden evliler gibi had cezası olarak öldürülürler.

Bazı alimler de namazı terk edenin kâfir olacağına dair reddedilmesi neredeyse mümkün olmayan deliller getirdiler. Namazı terk edenin kâfir olduğu ve İslam dairesinden çıktığına dair Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den hadisler, Ashab-ı Kiram’dan da eserler getirdiler. Öyle ki namazı terk eden kimse, inkâr etmeksizin sadece tembellikten dolayı namazı terk etse kâfir olur ve İslam dairesinden çıkmış olur. Namazı terk eden kimsenin kâfir olduğuna dair delil olarak getirilen hadisler şunlardır:

Cabir b. Abdullah’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Kişi ile küfür arasında namazın terki vardır.”[1]

“Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır.”[2]

“Kişi ile küfür arasında namazın terkinden başka bir şey yoktur.”[3] 

“Küfür ile iman arasında namazın terki vardır.”[4] 

“Kul ile küfür arasında namazın terki vardır.”[5]

Küfür ve şirk lafızlarındaki Elif-Lam takısı marifelik bildirir. Öyleyse burada kast edilen küfür veya şirk; Yahudilerin, Hristiyanların veya müşriklerin küfrüdür. Bureyde (Radıyallahu Anh) hadisi de buna delalet eder. O dedi ki:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i "Onlar ile bizim aramızda ahid namazdır. Kim onu terk ederse kâfir olur” derken işittim.”[6]

İbni Mesud (Radıyallahu Anh) dedi ki: “Kim namazı terk ederse onun dini yoktur.”[7]

Ebu Derda (Radıyallahu Anh) dedi ki: “Kimin abdesti yoksa namazı yoktur. Kimin de namazı yoksa imanı yoktur.”[8]

Abdullah b. Şakik el-Ukayli (rahimehullah) dedi ki: “Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı, namazdan başka hiçbir amelin terkini küfür olarak görmezlerdi.”[9]

Muhammed b. Nasr el-Mervezi, İshak’ın şöyle dediğini işittiğini söylemiştir:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sahih olarak gelen hadislere göre namazı terk eden kâfirdir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sonraki tüm ilim ehli de bu görüştedir. Özürsüz olarak kasten vakti çıkana kadar namazı kılmayan kimse kâfirdir.”

İmam Tirmizi el-Ukayli’den rivayet edilen hadise yaptığı ta’likta şöyle demiştir: “Ebu Musab el-Medeni’nin “Kim iman sadece sözdür derse tevbe etmesi istenir. Tevbe ederse ne âla, tevbe etmezse boynu vurulur. Bu mesele gerçekten çok önemlidir. İman hem söz, hem amel, hem de itikaddır. Bu, Ehl-i Sünnet’in akidesidir.”

Ancak günümüzde namazı terk eden kimseleri tekfir etmeyenler, özellikle de namazın terkini amelî küfür olarak gördüğü halde namazı terk edeni tekfir etmeyenler, bozuk akidelerini yaymaya çalışmaktadırlar. Bunlar kendilerine “Küfür, ancak inkar etmekle olur” sözünü düstur edinmişlerdir. Ancak bu görüş, Mürcie’nin akidesidir. Ehl-i Sünnet akidesiyle asla bağdaşmayan bir sözdür. Allah’a sığınırız ve ondan yardım dileriz.[10]


[1] İmam Ahmed.

[2] Müslim.

[3] Ebu Davud, Nesaî.

[4] Tirmizi, Nesai ve İbni Mace.

[5] İbni Mace.

[6] İmam Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi rivayet etti. Tirmizi “Hadis, hasen ve sahihtir” dedi. İbni Hibban ve Hakim de rivayet etti. Hakim, sahih olduğunu ve herhangi bir illetinin olmadığını söyledi.

[7] İbn Ebi Şeybe, Taberani.

[8] Lalakâî, İbn Abdulber.

[9] Tirmizi.

[10] Cevap Veren: Ebu İdris el-Yemenî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap