A
AKAID Cevaplandı

Namaz Kılmayan Babanın Velayeti

Anonim 4 ay önce 6 görüntülenme

İbn-i Useymin’in şöyle bir fetvasını işittim:

“Bir kimse namaz kılmıyorsa kızının nikâh akdinde veli olamaz.”

Bu fetva sahih midir? Namaz kılmayan bir kimsenin dinden çıkıp çıkmadığı hususunda mevcut ihtilaf acaba bu konuda da var mıdır?


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Hangi durumda olursa olsun kâfir bir kimsenin Müslüman üzerinde velayeti yoktur. Kâfir bir kimsenin velayeti sahih değildir. Dolayısıyla Müslüman bir kimseyi evlendiremez. İbn-i Kudame “Muğni” isimli eserinde şöyle der:

“Ehli ilmin icmasıyla her ne halde olursa olsun kâfirin Müslüman üzerinde velayeti yoktur. İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Ubeyde ve Ehli Rey’in görüşü bu yöndedir. İbn-i Münzir şöyle demiştir:

Bu görüş, ilim aldığım herkesin, üzerinde icma ettikleri görüştür. Çünkü Rabbimiz “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir” (9 Tevbe/71) diye buyurmuştur.”

Fasık bir kimsenin Müslüman üzerindeki velayeti konusunda ilim ehli ihtilaf etmişlerdir ve bu konuda iki görüş vardır:

Birinci görüş; Adalet, velayetin sabit olması için şarttır. Bu İmam Şafi’nin iki görüşünden birisidir. Ayrıca bu İmam Ahmed’in de görüşüdür. Çünkü bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır:

“Kadının velisinin ve iki adil şahidin bulunmadığı nikâh (sahih) olmaz.”[1]

İkinci görüş; Adalet, velayet hususunda şart değildir. Dolayısıyla fasığın velayeti altında yapılan nikâh sahih olur. Bu İmam Malik, Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin iki görüşünden birisidir. Ayrıca İmam Ahmed, İbni Teymiye ve öğrencisi İbni Kayyim’in de görüşüdür. İbni Kudame, “Muğni” adlı eserinde şöyle demektedir:

“Bu görüş İmam Malik, Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin iki görüşünden birisidir. Çünkü fasık bir kimsenin kendi üzerinde velayeti vardır. Dolayısıyla adil bir kimse gibi başkasının üzerinde de velayet hakkına sahiptir.”

Velayetin sebebi akrabalık ve kızın iyiliğini gözetmektir. Akraba olan yakını da, kızın iyiliğini istemede en önde gelen kişidir. Bundan dolayı adil bir kimse gibi velayetini alabilir.

İlim ehlinin cumhurunun seçmiş olduğu bu ikinci görüş yani “fasıklık velayetin düşmesine sebep olmaz” görüşü doğruya en yakın görüştür. Bir baba ne kadar fasık olursa olsun, kızına olan şefkat ve rahmetinden dolayı daima kızının iyiliğini ve çıkarlarını düşünür.

İlim ehlinin beyan etmiş olduğu görüşlerinin arasında, sahih olan namazı tamamen terk edenin kâfir olacağıdır. Bu konudaki ihtilaflar malumdur. Bunun için fıkıh kitaplarına bakılabilir.

Namazı tamamen terk eden kimse kâfir olduğundan dolayı nikâhta velayeti kalmaz. Çünkü kâfir bir kimsenin Müslüman bir kimsenin üzerinde icma ile velayeti yoktur. Bu görüş İbni Useymin’in tercih etmiş olduğu görüştür. O şöyle der:

“Bir kimse namaz kılmıyor ise, hiçbir şekilde kızının nikâh akdini gerçekleştiremez. Eğer bu baba nikâh akdini yaparsa nikâh fasit olur. Çünkü bir kişinin Müslüman bir kimse üzerine veli olabilmesi için Müslüman olması gerekir.”

Fakat biz burada birkaç tembihte bulunmak istiyoruz:

1- Namaz kılmayan kimsenin kâfir olma meselesi, ilim ehli arasında ihtilaflı bir mevzudur. Burada bir ihtilaf olduğu dikkat edilmesi gereken en önemli meseledir.

2- İlim ehlinin cumhurunun tercih etmiş olduğu görüş; fasığın velayetinin geçerliliğidir. Nitekim bizim de tercih ettiğimiz görüş budur.

3- Namazı terk etme kötülüğü bugün her yeri kaplamış ve yaygınlaşmıştır. Hatta neredeyse bir kadın, namaz kılan baba, dede, amca, kardeş bulamamaktadır. Şikâyetimizi ancak Allah’a arzederiz.

4- Namaz kılmaması sebebiyle, bir babanın veya diğer yakınların, kızın üzerindeki velayetinin kalkmasına binaen terettüp edecek mefsedetler oldukça tehlikeli ve büyüktür. Bundan dolayı bu mefsedetler bir kızın hayatını tamamen söndürebilir ve yıkabilir. Özellikle bizim Arap toplumumuzda durum böyledir.

5- Velayet hususunda göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus ise; kız için ihtiyatlı davranış içerisine girmek, kızın çıkar ve iyiliğinin gözetilmesidir.

6- Yaşamış olduğumuz memleketlerde namaz kılmayan kimsenin velayet hakkı düşürülmemektedir.

Bu konuda benim tercih ettiğim görüş; kız çocuğu namazı terk eden babasının velayetini düşürme hakkına sahiptir. Kızın tercihi ile namaz kılmayan bir babadan velayet hakkı düşer ve en yakın erkek akrabaya velayet hakkı geçer.

Şayet kız, bu halde babasının velayetine rıza gösterirse, nikâh akdi sahih olur ve dolayısıyla sahih bir nikâhtan kaynaklanan bütün hak ve hukuklar bu nikâh neticesinde de terettüp eder.

Bundan dolayı, bu şekilde yapılan Müslüman kadınların nikâhlarında, iffet ve namus meselelerinde ve böyle bir nikâh sonucu dünyaya gelen çocuklar hakkında konuşulmamalı ve eleştiri yapılmamalıdır. Allahu â’lem.[2]


[1] Darekutni, 3/207.

[2] Cevap Veren: Ebu Usame eş-Şami.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap