A
AKAID Cevaplandı

İnsanların Problemlerini Çözmek İçin Örf ve Adete Dayanarak Hüküm Vermek

Anonim 4 ay önce 4 görüntülenme

Ben Gazze bölgesinde yaşıyorum. Müslüman halkın arasında yaygın bir uygulama var. Aralarındaki problemleri (komşular arasındaki sınır kavgası gibi) çözmek için hatırı sayılır kimselerin örf ve adete göre verdikleri kararlara başvurmaktadırlar. Bu hakimlerin ve onlara müracaat edenlerin şer’î hükmü nedir? Allah sizi sevdiği ve razı olduğu şeylere muvaffak kılsın.


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Hiç şüphesiz hakimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır. Muhakeme (hüküm talep etmek) bir ibadettir ve bu ibadet Allah’tan başkasına yapılamaz. Kim Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın şeriatının dışındaki bir kanun veya şeriata muhakeme olursa Allah (Subhanehu ve Tealâ)’ya şirk koşmuş olur. Şirk koşan kimsenin de bütün amelleri boşa gitmiş olur. Allah (Subhanehu ve Tealâ) kendi şeriatinin dışındaki başka şeriat ve kanunlara muhakeme olanların kesinlikle mü’min olmadıklarını şu ayetle bildirmiştir:

“Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.” (4 Nisa/65)

Şeyh Muhammed b. İbrahim Âli Şeyh (rahimehullah) “Tahkimu’l Kavaniyn” adlı risalesinde şöyle demiştir:

“Allah (Subhanehu ve Tealâ) indirdiği hükümlerle hükmetmeyenlerin kâfir, zalim ve fasık olduklarını bildirmektedir. Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın kendi hükümleri ile hükmetmeyenleri, kâfir olmadıkları halde kâfir olarak isimlendirmesi mümkün değildir. Bilakis bu kimse mutlak surette kâfirdir. Ancak ya itikadi yönden kâfirdir ya da ameli yönden kâfirdir. Bu ayetin tefsiri hakkında Tavus ve başkalarından gelen rivayetle İbn-i Abbas’tan gelen haber, Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenlerin kâfir olduğuna delalet etmektedir. Ancak bu ya sahibini İslam’dan çıkaran itikadi bir küfürdür ya da sahi­bini İslam’dan çıkarmayan ameli bir küfürdür. Bunlardan ilki itikadi küfür olup birkaç kısma ayrılır.

Birincisi; Allah’ın indirdiği ile hükmetme­yen hâkimin Allah ve Rasulu’nun hükümlerinin doğruluğunu inkâr etmesidir…[1]

Altıncısı; Çöllerde ve benzeri yerlerde aşiret ve kabile reislerinin birçoğunun “selomhum” dedikleri baba­la­rından, dedelerinden kalma sözlerle ya da geçmiş adetlerle hükmetmeleridir. Onlar bu adetleri geçmiş atalarından al­mışlar bunlarla insanlara hükmetmektedirler. Anlaşmazlık hallerinde Allah ve Rasulünün hükümlerinden yüz çevirip cahiliyenin hükümleri ile hükmederek bu hükümlere tâbi olmaktadırlar.”

Soruda bahsedilen hâkimlere baktığımızda Allah’ın şeriatine aykırı olan atalarından kalma adet ve geleneklere göre hüküm vermektedirler. Bu adet ve görenekleri Allah’ın hükmü mesabesinde görerek kutsallaştırıyorlar. Hatta bazen daha da ileri giderek kendilerinden hüküm talep edildiğinde “Şeriate göre mi yoksa geleneğe göre mi?” diye sorabiliyorlar. Aslında bu sözleri onların atalarından kendilerine miras kalan geleneklerin, Allah’ın şeriatine zıt düştüğünü bildiklerini göstermektedir. Dolayısıyla bu da onların, cahil ve bilgisiz kimseler olmadığını göstermektedir. Hiç şüphesiz bu hâkimler, hüküm veren ve kanun koyan tağutlardır. Bizzat mürteddirler, hakkında muteber şer’î engeller olan kimseler müstesna…

Şeriat ile veya gelenek ile muhakeme olma arasında seçme hakkı tanınıp da geleneğe göre muhakeme olmayı tercih eden kimse, tıpkı o hükmü veren kimse gibi mürted olur. Ancak bir kimse bu noktada muhayyer bırakılmıyorsa yani Allah’ın şeriatini seçme imkanı yoksa ve hakkında örf ve adete göre hüküm veriliyorsa bu kimsenin delil olmaksızın kâfir olduğuna hükmedilmez. Eğer tekfir şartları bulunur ve engeller de ortadan kalkarsa o zaman tekfir edilir.[2]


[1] Şeyh Muhammed bin İbrahim ismi geçen risalesinde Maide Suresi’nin 44. ayetine dair itikadi küfrü 6 ayrı kısımda incelemiştir. Yukarıdaki soruya cevap veren Şeyh Ebu Velid bunlardan birincisine ve altıncısına cevapta yer vermiştir. İtikadi küfrün diğer şekilleri için “Hakimiyet Mefhumu” isimli eserimize müracaat ediniz. –yayıncı-

[2] Cevap Veren: Ebu Velid el-Makdisî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap