A
AKAID Cevaplandı

Emniyet Güçlerine Yardım Edenlerle İlişkiler

Anonim 6 ay önce 13 görüntülenme

Bizim beldemizde yani Lübnan’da “Güvenliği Sağlama ve Aşırılığı Engelleme” adı altında yapılan operasyonlar neticesinde muvahhid Müslümanların tutuklanması, onların katledilmesi noktasında insanlarımızın çoğu emniyet birimlerine yardım etmektedirler. Onların “Aşırılar” olarak isimlendirdiği kimseler elbette Selefilerdir. Zaman zaman çevremizde insanlarla bu olaylar üzerine konuştuğumuz, onlara ayetlerden ya da nebevi hadislerden deliller getirdiğimiz zaman direkt dalga geçmeye başlıyorlar. Acaba bu insanlarla ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? Onlarla arkadaşlık kurabilir miyiz? Bu kimselere selam vermemiz caiz midir? Yakın akrabamız olmaları durumu değiştirir mi? Soruma acil olarak cevap vermenizi bekliyorum. Zira benim kardeşim de bu şekilde dalga geçen kimselerden ve ben onunla aynı işte beraber çalışıyorum. Acaba ne yapmam gerekir?


Cevap

Şehadet Mektebi

6 ay önce cevaplandı

Bilinmelidir ki muvalaat yani dostluk, sevgi duyma, yönelme, tabi olma, elle ve dille yardım etmek şeklinde tezahür eder. Bu şekilde bir dostluk ilişkisi sadece Müslümanlarla kurulabilir. Böylesi bir dostluğun kâfirlerle kurulması açık bir riddettir. Malum olduğu üzere bugün için Müslümanların memleketlerinde ipi elinde bulunduran yönetici tağutlar ve onların orduları tamamıyla kâfir ve mürted guruplardır. Onlara dostluk beslemek kesinlikle caiz değildir. Bilakis onlardan uzaklaşmak gerekir. Bundan dolayı Lübnan’da muvahhid Müslümanları tutuklayan, onları katleden güvenlik birimlerine yardım etmek ya da destek çıkmak açık bir şekilde dinden çıkmadır. Güvenliği sağlama, toplumu emniyet altına alma, aşırılarla mücadele etme adı altında dahi olsa hiçbir gerekçe böylesi bir fiili meşru kılmaz. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:

“Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir.” (4 Nisa/138-139)

“Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin mü’minlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır. Eğer onlara (niçin alay ettiklerini) sorarsan “Elbette biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?” (9 Tevbe/65)

Yukarıdaki ayet, helal görmeksizin ya da itikad etmeksizin sadece oyun ya da eğleş olsun diye Allah ile, O’nun ayetleri ve Rasulü ile istihza etmenin sarih bir küfür olduğunu en net biçimde ortaya koymaktadır.[1] Her kim ki Allah’ın ayetlerini, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetini ya da dinin hükümlerinden bir hükmü duyduğu zaman bunlarla alay etse, dalga geçse kesinlikle kâfir ve mürted olur. Böyle bir kimse ile şartlar ne olursa olsun beraber oturmak, arkadaş olmak, bir arada bulunmak, ona selam vermek kesinlikle caiz değildir. Bu kişi en yakın akraba bile olsa onlardan uzaklaşmak vaciptir. Sadece davette bulunma adına onlarla birliktelik, bu hükmün istisnasıdır.

Soruda belirttiğin üzere kardeşinle beraber ticaret meselesine gelince; şayet helal yoldan yapılan, kâfirlere destek olma ve arka çıkma kapsamında olmayan bir ticaret ise beraber ticaret yaptığın kişiyle bir dostluk kurmamak, onunla sıkı fıkı olmamak, ona yumuşak davranmamak ve meyletmemek şartıyla bu helaldir. Yine aynı şekilde onunla uzun uzun sohbet etmek, ünsiyet gerektirecek şekilde birlikte olmak gibi davranışlarda bulunmaman gerekir. Tüm bunlarla beraber başka bir iş yapman mümkün ise o kimse ile beraber çalışmaktan uzak durman daha evladır.

Burada şunu da hatırlatmakta fayda görüyorum. Sorunda bahsettiğin türden kimselerin Allah’ın ayetleri ile ya da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünneti ile istihza etmelerinin yakıni bir şekilde ortaya çıkması gerekir. Yoksa sen kendi anlayışına göre onları din ile istihza eden kimseler olarak değerlendiremezsin. Tartışma ve mücadele anından onlardan sadır olan sözlerin ya da fiillerin iyice tahkik edilmesi gerekir. Özellikle de farklı manalara gelme ihtimali olan sözler söyledikleri zaman böyle insanları kendi zannına göre Allah’ın ayetleri ile alay ettiler diye tekfirde acele etmemen gerekir.[2]


[1] Tevbe Suresi’nin 65. ayetinin tefsirinde İmam Kurtubi Kadı Ebu Bekir İbnu-l Arabi’den şöyle nakleder: “Onların söyledikleri bu sözler ciddi de olabilirdi, şaka da olabilirdi. Ancak ne olursa olsun bu sözler küfürdür. Çünkü küfür sözlerini şaka yollu söylemenin de küfür olduğu hususunda ümmet arasında bir görüş ayrılığı yoktur.” –yayıncı-

[2] Cevap Veren: Ebu Velid el-Makdisi.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap