A
AKAID Cevaplandı

Allah'ın İndirdiğinden Başkasıyla Hükmetme Hakkında

Anonim 4 ay önce 3 görüntülenme

Sizlerden yeterli ve inandırıcı bir cevap bekliyorum. Durum bana biraz karışık geldi. Bir minberdeki şeyhin yazısında şöyle geçiyordu:

“Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın şeriatının dışındaki bir şeriate muhakeme olmak küfürdür Ancak bir hakim medeni kanunları kabul etmeksizin hevasına göre Allah’ın indirdiğinin dışındaki bir hükümle hüküm verirse küfür değildir.” Buna delil olarak İbni Abbas’a isnad edilen “Küfrun Dune Küfr” sözünü getiriyor. Şeyh Muhammed b. İbrahim Âli-Şeyh (rahimehullah) da bunun sahih olduğunu bildiriyor.

Yine aynı minberde olan şeyhlerden bazıları da “Allah’ın şeriatının dışındaki bir şeriate muhakeme olmak da Allah’ın indirdiği hükümlerden gayrısıyla hükmetmek de küfürdür” diyorlar. İbni Abbas’a isnad edilen söze de zayıf diyorlar. Bu konuyu açıklığa kavuşturmanızı, detaylarıyla anlatmanızı istiyorum.

Yine bu konuyla ilgili bir sorum daha var. O da: “Hamas hükümeti demokrasi ile hükmetmese, Allah’ın şeriatına veya medeni kanunlar gibi diğer kanunlara göre de hükmetmese, sadece aklına ve hevasına göre hükmetse yine mürted bir hükümet mi olur?”

Allah (Subhanehu ve Tealâ) çalışmalarınızın karşılığını bolca versin. Sizleri korusun gözetsin ve sizlerden razı olsun.


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Değerli kardeşim! Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın indirmiş olduğundan başkasıyla, beşeri kanunlarla hüküm veren kimselerin kâfir olduğunda ihtilaf yoktur. Günümüzdeki durum ile ilgili olan hüküm işte budur. Günümüzdeki durumun dışında olan meselelerle uğraşmaya gerek yok. Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hüküm veren hakimlerin durumlarını geniş bir şekilde açıklayan kitaplar mevcut. Bu kitaplarda konu detaylarıyla açıklanıyor. Sorunda da belirttiğin gibi Şeyh Muhammed b. İbrahim Âli-Şeyh (rahimehullah) meşhur risalesi “Tahkîmu’l Kavaniyn’de”[1] Allah’ın şeriatının dışındaki kanunlarla hüküm vermeyi her yönüyle açıklamaktadır. Ancak şimdi sen sadece seni ilgilendiren kısımla ilgilen ve seni ilgilendirmeyen şeylerle aklını meşgul etme! Alimler o konular hakkında geniş açıklamalarda bulundular. Günümüzde mevcut olmayan durumlarla kendini perişan etme!

Bazı alimlerin İbni Abbas’a isnad edilen sözü sahih görmesini, bazılarının da onu delil kabul etmemesini bir kusur olarak görme! Bildiğin gibi bir hadisi bazı alimler sahih kabul ederken bazıları zayıf kabul edebilmektedir. Şunu unutma ki: Bütün alimler İbni Abbas’a isnad edilen sözü sahih kabul etseler bile o söz, günümüz vakıasına indirgenemez. Çünkü İbni Abbas’ın o sözü söylediği vakıa ile günümüz vakıası birbirinden tamamen farklıdır. Akıl sahibi olanlar bunu bilir ve anlarlar. Günümüz Cehmiyye ve Mürcielerine reddiye olarak yazdığımız “İmtâu’n Nazar” isimli kitabımızda uzun uzun bahsettiğimiz konu işte budur.

İkinci soruna gelince; Hangi hükümet olursa olsun, ismi ne olursa olsun, Allah’ın şeriatıyla hükmetmez, aklıyla ve hevasıyla hareket ederse o hükümet mürteddir.

Eğer bir hükümet Allah’ın indirdiği hükümleri tamamen terk etmişse ve heva ve akla dayalı kanunlarla hükmediyorsa bunların durumu da mürted olmaktır. Nitekim senin sorun bununla ilgilidir. Sana hatırlatmam gerekir ki Cengiz Han’ın çıkardığı yasa ve kanunların kaynağı da akıl ve heva idi. Alimler Cengiz Han’ın Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’dan bazı hükümler aldığını ve daha sonra akıl ve hevasından da bir şeyler katarak o hükümleri kanunlaştırdığını söylemektedir.

 Kim Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın hükmünü terk eder, onunla hükmetmez, kendi akıl ve isteklerine göre hüküm verirse aynen Cengiz Han’ın yaptığını yapmış olur. İbni Teymiyye’nin Cengiz Han hakkında zikrettiği hüküm böylesi bir amelde bulunan kimse için de geçerlidir. Hafız İbni Kesir (rahimehullah) Cengiz Han hakkında şöyle demiştir:

“Allah (Subhanehu ve Tealâ) bütün hayırları ihtiva eden, bütün kötülükleri yasaklayan, heves ve arzulara meyletmekten alıkoyan hükmünün dışına çıkanları reddediyor. Kulların kendi elleriyle koydukları ve Allah'ın şeriatına dayanmayan câhiliyet hükümlerinin sapıklıklarını ve bilgisizliklerini reddediyor ve bu sapıklıkları kendi görüş ve hevesleri sonucu ortaya çıkardıklarını bildiriyor. Tatarların “Cengiz Han” diye bilinen krallarından alınma krallık buyrukları vardı ve bununla hüküm verirlerdi. Nitekim bu yasayı onlara kral koymuştur. Bu yasalar Yahûdî, Hristiyan ve İslâm dinine mensup muhtelif milletlerden iktibas yoluyla tanzim edilmiş kanunlar topluluğudur. Ancak bu yasalar içerisinde bir çoğu, Cengiz Han'ın mücerred görüş ve heveslerinden ibarettir. O bunu, çocukları için izlenen bir hüküm haline getirmiştir ki onlar, Allah'ın kitabından ve Rasulullah'ın sünnetinden önce bu yasaya uyarlardı. Onlardan böyle davrananlar kâfirdir, öldürülmeleri vaciptir. Az veya çok hiçbir konuda Allah'tan başkasının hükmüne müracaat edilemez.”[2]  

Burada alimlerin bahsettiği konular arasında da fark vardır. Alimlerin bir kısmı genelde Allah’ın şeriatına tabî olan ve başka hiçbir şeriatı kabul etmeyen ancak rüşvet, akrabaya iltimas geçme gibi bazı sebeplerden dolayı Allah’ın hükmünü terk eden hakimden bahsetmişler ve bunun “Küfrün Dune Küfr” olduğunu söylemişlerdir. Sahabilerden bazısı ise bunun küfür olduğu görüşündedir.

Zamanımızdaki tağutların savunucuları bunu yukarıda ilk söylediğimiz durumla yani Allah’ın şeriatını tamamen rafa kaldırmak ve hükümsüz kılmak ile karıştırıyorlar. Oysa alimler vakıaya bakıyor ve birinci durumu kastetmiyorlardı. Çünkü onda Allah’ın hükmünden yüz çevirip onu başkasıyla değiştirmek var. Ancak ikincisinde şeriatı terk etme yok. Zamanımızdaki duruma baktığımızda ise Allah’ın hükmünden tamamen yüz çevirme, akla, istek ve arzulara uyma ve beşeri kanunlara tabi olma vardır.

Değerli Kardeşim! Herhalukarda sana tavsiyem akıl ve heva ehlinin faraziyelerinden uzak durmandır. Onlarla meşgul olup boşa vakit geçirme! Senin dikkat etmen gereken, hükmü altında yaşadığın hükümetin durumudur. Bu ister Hamas Hükümeti olsun ister başkası… Bir meselenin hükmü konusunda alimlerin görüşlerine başvurulmalıdır. Alimlerin açıklamaları doğrultusunda hareket edilmelidir. Kardeşim! Henüz gerçekleşmemiş ve gerçekleşmesi de güç olan olaylarla uğraşmayı bırak! Çünkü bu vakti öldürür. Hakla batılın karışmasına sebep olur. Ayrıca nefsine tabi olan insanlarla mücadeleye sürükler. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurmuştur:

“Kendilerine hıyanet edenleri savunma! Çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez. İnsanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin O'nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. Allah yaptıklarını kuşatıcıdır (O'nun ilminden hiçbir şeyi gizleyemezler). Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?” (4 Nisa/107-109)[3]


[1] Bu risale şerhi ile birlikte yayınevimiz tarafından “Hakimiyet Mefhumu” ismiyle yayınlanmıştır. (yayıncı)

[2] İbni Kesir Tefsiri, 3/131.

[3] Cevap Veren: Ebu Muhammed el-Makdisî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap