A
AKAID Cevaplandı

“Aile Reisi Evinde Allah’ın Şeriatine Muhalefet Ederse Allah’ın Şeriatının Gayrısıyla Hükmetmiş Olur” Şüphesi

Anonim 4 ay önce 6 görüntülenme

Günümüzdeki bazı Mürcie şeyhleri Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “Hepiniz çobansınız ve hepiniz yönetiminiz altındakilerden sorumlusunuz. Baba ailenin reisidir ve ailesinden sorumludur…” hadisini delil getiriyor ve şöyle diyorlar:

“Eğer devlet yöneticilerini Allah’ın şeriatını değiştirdikleri için tekfir ediyorsanız evinde Allah’ın şeriatına muhalefet eden babaları, aile reislerini de tekfir etmeniz gerekir. Zira Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) babayı da ailenin yöneticisi olarak isimlendirmiştir ve size göre yönetimi altındakileri Allah’ın şeriatının dışındaki emirlerle yöneten kimse kâfirdir. Öyleyse miras dağıtımında adaletsizlik yapan veya heva ve hevesine tabi olup da sakalını kesen bir baba Allah’ın şeriatını değiştirmiş ve dolayısıyla küfre girmiştir.”[1]

Değerli şeyhlerim! Bu şüpheyi dile getiren kimselere karşı ilmi bir cevap yazmanızı temenni ediyoruz.


[1] Yıllar önce Konya’da günümüz Mürcie’sinin önde gelenlerinden bir tanesi ile –ki bu zat 8000 cilt kitaba sahip olmakla meşhurdur(!)- konuşuyordum. Bana şöyle demişti: “Evde hanım yemeğe çok tuz attığı zaman sinirlenip eşini döven bir adam karısına zulmetmiş ve Allah’ın indirdiği ile hükmetmemiş oluyor. Sana göre bu adam da kâfir midir?” Cevapta da görüleceği gibi hüküm kavramını genişleterek her türlü ameli, hüküm kavramı içine ilk dahil edenler Haricilerdir. Günümüz Mürcie’sinin bir taraftan muvahhid Müslümanları Harici diye isimlendirirken diğer taraftan kendilerinin nasıl Haricilerin dilleri ile konuştuklarına dikkat et! (Yayıncı)


Cevap

Şehadet Mektebi

4 ay önce cevaplandı

Bu üçkâğıtçı kimseler batıl fikirlerini açık şer’i delillerle ispatlamaktan aciz kalınca kelimelerin anlamlarını ve ıstılahi terimleri değiştirmeye başladılar. Bu bozuk yaklaşımın neticesinde ise “hüküm” mefhumunu oldukça genişlettiler ve yapılan her türlü ameli, hüküm kavramı içine dahil ettiler. Bunun sonucunda ise hüküm ile amel mefhumları arasında hiçbir fark bırakmadılar.

Onların bu yaklaşımına göre her günah işleyen kâfirdir çünkü Allah’ın indirdiklerinin gayrısıyla hükmetti. Oysa bu düşünce Harici mezhebinin ta kendisidir. Hariciler cahillikleri ve dalaletleri yüzünden hüküm ile amel mefhumunu birbirinden ayırmıyorlar ve Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın “Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (5 Maide/44) ayetini delil getirerek her günah işleyen kimseyi tekfir ediyorlardı. Bahsettiğiniz bu insanlar da hüküm ve amel mefhumunun arasında ayırım yapmama hususunda Haricilere muvafakat gösterdiler ve batıl bir fikre saplandılar.

Hariciler her masiyet sahibini kâfir ilan ettiler. Çünkü günah işleyen bir kimse Allah’ın indirdiği ile hükmetmemiş ve Allah’ın indirdiği ile amel etmemiştir. Günümüz Mürcie’si ise Allah’ın indirdiği hükümlerin dışında başka hükümlerle hükmeden hakimleri tekfir etmediler. Bunu ise “Ehli Sünnet masiyet sahibini tekfir etmemiştir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmemek ise masiyettir” sözleri ile desteklemeye çalıştılar.

Bilinmelidir ki; Allah’ın indirdiği hükümlerden başka hükümlerle hükmetmek ile hakkında dinden çıkardığına dair şer’i bir nas bulunmayan diğer günahlar arasında fark vardır. Zira Allah’ın indirdiği hükümlerin gayrısı ile hükmetmek küfürdür. Bu hususta delil sabittir. Böyle bir amelin sahibi İslam milletinden çıkmıştır. Hakkında dinden çıkardığına dair şer’i nas bulunmayan diğer amellere gelince delil olmadığı sürece bunlar sahibini kâfir yapmaz.

Hüküm ile amel mefhumunun arasını ayırmak için hüküm mefhumunu tanımlamak ve sınırlarını belirtmek gerekir. Hüküm; insanlar arasında hüküm verme, mahkeme kurup ihtilaf ve münakaşa esnasında onların arasını bulma ve halkın işlerinin yöneticiler tarafından yerine getirilmesi manalarına gelir.

Şer’i naslarda hüküm, sadece bu manalara gelmektedir. Allah’ın kitabında 100’den fazla yerde bu anlamda kullanılmıştır. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmekle muhatap olanlar yöneticiler ve kadılardır. Diğer insanlar buna dâhil değillerdir. Hiç şüphesiz burada hitap hâkime, kadıya ve yöneticilere yöneliktir. Bundan dolayı diğer insanlar Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın “Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (5 Maide/44) ayetinin kapsamına dâhil değildirler. Çünkü burada hitap az önce de dediğimiz gibi hâkime, kadıya ve yöneticilere yöneliktir. Ancak “Hepiniz çobansınız ve hepiniz yönetiminiz altındakilerden sorumlusunuz. Baba ailenin reisidir ve ailesinden sorumludur…” hadisini delil getirmeleri ise onların naslardan ne kadar cahil kaldıklarını göstermektedir. İbni Esir (rahimehullah) bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir:

“Yani onların koruyucusu ve emanetçisisiniz. Raiye (yönetim altındakiler) koruyucunun koruduğu ve baktığı herkese şamildir.”[1]

İmam Nevevî ise şöyle demiştir: “Âlimler "Râi (çoban), koruyan ve kendisine güvenilen, kontrolu altında bulunan kimselerin iyiliğini düşünen, onları koruyan güvenilir kimsedir" dediler. Hadisten de anlaşılmaktadır ki herkes gözetimi altında bulunanlara adaletle davranmakla sorumludur. Din ve dünya işlerinde onların her türlü menfaatlerini yerine getirmesi istenmektedir.”[2]

İbnu Battal dedi ki: “Köle efendisinin malını korumakla görevlidir. Diğer koruyucular da korudukları şeyi gözetmek zorundadırlar. Aynı şekilde köle de efendisinin izni olmaksızın hareket edemez.”[3]

Hadisin manası; lider, aile reisi, erkek, kadın veya köle fark etmeksizin tüm bunlar Allah (Subhanehu ve Tealâ)’nın kendisine gözetimini verdiği kimselere karşı sorumluluklarını yerine getirmede müşterektirler. Hepsinin çobana benzetilmesinden maksat da budur. Bahsedilen herkesin özel yükümlülükleri ve özel hükümleri vardır.

İbni Hacer dedi ki: “Hattabi der ki: Buradaki ‘müşterek oldular’ ifadesi ile hadiste çoban olarak isimlendirilen lider, aile reisi ve diğerlerinin müşterek olduğu haber verilmektedir. Devlet başkanının gözetmesi, şeriatı ve hadleri uygulaması ve adaletle hükmetmesidir. Aile reisinin gözetmesi, ailenin işlerini yoluna koyması, onları ve her türlü haklarını korumasıdır. Ev hanımının gözetmesi, ev işlerini yerine getirmesi, çocukları yetiştirmesi, hizmet etmesi ve kocasına nasihatte bulunmasıdır…”[4]

Sonuç olarak; hâkimi, aile reisi diye isimlendiremediğimiz gibi aile reisini de hâkim olarak isimlendiremeyiz. Hadiste çoban diye zikredilen herkes, kendisine emanet edilenleri koruma konusunda müşterektirler ancak konumları ve hükümleri farklıdır. Allahu âlem.[5]


[1] En-Nihaye fi Garibul Eser, 2/581.

[2] Şerhun Nevevî alel Müslim, 12/213.

[3] Şerhu Sahihil Buhari, İbnu Battal, 6/531.

[4] Fethul Bari, İbni Hacer, 13/113.

[5] Cevap Veren: Ebu Münzir eş-Şankitî.


Soru & Cevap Hakkında Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap